Akçay, İHA Muhabiri Metin Akyürek’i eleştirdi..
Haber-Değerlendirme : OSMAN ŞAHİN
BASIN AHLAK YASASININ ÖNEMLİ BAZI BÖLÜMLERİ AYNEN ŞÖYLEDİR :
*Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.
*Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarının gerektirdiği durumlar dışında yayın konusu olamaz.
*Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşemedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.
*Basın organları yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.
İşte TV. 52 yukarıdaki son maddeye göre saygısını yerine getirmiş bulunuyor. Kendi geçmişimize değinmeyeceğim. Onu anlatmak, kitaplara sığmaz. Son günlerde Ordu’da Kanal 52 TV.’nin kapatılmasıyla ilgili bir olay Ordu’nun gündemine oturmuş bulunuyor. Ben bu sürece de değinmeyeceğim. Sadece olayın mesleki sorunla ilgili bir bölümünü eleştirmek istiyorum.
BİRİNİN TÜKÜRDÜĞÜNÜ DİĞERİ YALIYOR!..
Benim bildiğim ve anladığım, hatta yapılması ve uyulması gereken basın ahlakının bir bölümünde, yayınlanan bir haberin cevap hakkını yayınlayan sadece o medya kuruluşunun yayınlaması gerekir. Haberi yayınlamayan, sayfasında veya ekranlarında yer vermeyen bir yayın kuruluşu diğer medya kuruluşunda yayınlanan bir cevap hakkını yayınlayamaz. Yayınlaması da hiçbir zaman etik değildir. Haberi kim yayınlamışsa, cevap ve düzeltme hakkı ve tüm cezai sorumluluğu da ona aittir. Bir başkası, diğer bir başkasının işlediği suçun cezasını çektiğini hiç gördünüz mü?
Yayınlarsa, bu bir nev’i her ne kadar açıklama olsa da tekzip sayılır, yaptığın haberi yalanlamaktır. Bir başkasının yayınladığı haberi kendi kurumunda yalanlama yapmak, onu yayınlamak “BİRİNİN TÜKÜRDÜĞÜNÜ DİĞERİNİN YALAMASI” demektir. Başka bir örnek verecek olursak, TV52’de sorunları gündeme getiren İsa Akçay, mahkemelik olmuş ceza almış olsaydı, o zaman bunu yalanlayacak mıydınız? Cezasına ortak olacak mıydınız? Veya aynı soruyu açıklama gönderen Ordu Büyük Şehir Belediyesi için de sorabiliriz? O konuşmalarda suç unsuru olsaydı bunun bedelini ödeyecek miydiniz?
Ben bunu gazeteci olarak çoğu kez yaşadım. (X) gazetesi bir haber yayınlamış. Karşı taraf bana da cevap ve düzeltme talebinde bulunarak açıklama gönderiyor. Bende aynen şu cevabı veriyorum. “Ben bir başka meslektaşımın tükürdüğünü yalamak ahlakım değildir. Hakkınızda hangi gazete veya yayın organı haber yapmışsa, açıklamayı da ona gönderiniz” diye cevap veriyorum. Hatta yayınlamış olduğum haber gerçekten doğru olduğu halde karşı taraf yalanlamak istiyorsa, hiç muhatap olmuyor, cevap vermiyorum ve mahkemeye başvurmalarını önererek “Bana tükürdüğümü ancak, mahkeme yalatır. Yargının vereceği karar neyse o uygulanır ve saygı duyarım” diyerek cevap veriyorum. Maalesef bizde tükürük, yalayanlar, el etek öpenler, moda olduğu sürece daha çok feryat ederiz.
İSA AKÇAY NEDEN FERYAT EDİYOR?
Bir kez daha söylüyorum. İsa Akçay’ı savunmuyorum kendisini de tanımıyorum. Bir bardak çayını da içmiş biri değilim. Görevim olarak kamu oyunda olup bitenleri takip ediyor ve bende asli görevimi yapıyorum.
TV. 52’nin yönetim kurulu başkanı İsa Akçay TV kanalından her gün açıklamalar yapıyor. Haksızlığa uğradığını anlatıyor. Daha doğrusu feryat ediyor. Haklı veya haksız olması da beni ilgilendirmiyor. Bende bu yazının ek başlığı olarak “İSA’nın feryadı” adı ile değerlendirdim. Benim gazeteci olarak, sadece İsa gibilerin feryadını değerlendirmek değil, kime, hangi mazluma haksızlık, hangi mesleğe ihanetlik yapılırsa hepsinin feryadına kulak verir ve gündeme getiririm. Değerlendirmeyi de kamu oyunun ve yetkililerin görüşlerine bırakırım.
İsa Akçay’ın iyi veya kötü ahlaklı olması, mesleğinde başarılı veya başarısız olması siyasi görüşü ve özel yaaşam durumu beni asla ilgilendirmez. Ben basın ahlakı, ilkeleri, ve yasalarına bakarım. İsa Akçay kardeşimiz yaklaşık bir aydan fazla kendi ekranlarından sesleniyor, anlatıyor, konuşuyor, yani feryat ediyor diyelim. Peki kaç kişi bu adamın sesini duydu, kaç kişi destekledi. Hangi meslektaşı yanında oldu. Kaç gazete hangi meslektaşı destekledi. Hangi STK. kuruluşundan bir siyah çelenk geldi. Hangi kurum kınama yayınladı. Veya yetkili olan bir devlet kurumu, hatta Ordu’nun siyasi seçilmişleri, çıkarak senin derdin nedir diye soran oldu mu? Bence olsa bile yok sıfır diyecek kadar azınlık ortaya çıktı.
TV. Kapanma veya mühürlenme olayını mesleğim icabı baştan sona kadar takip ediyor, izliyorum. Bana cevap verilip, verilmemesi de hiç önemli değil. Ben 38 yıldır aynı yolu izliyor ve takip ediyorum. İsa Akçay TV. Kapanma olayı ile ilgili dün akşam hiç yapmadığı bir konuşmayı yaptı. İyi de yaptı herkes haddini bilecek. Bu camianın içinde kimin ne olduğunu herkes öğrenecek. Taa, ki; Ordu Büyük Şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz TV kanalına bir açıklama gönderene kadar kimseye hiçbir basın mensubuna sitem edilmedi. Bu açıklamayı TV kanalından halka duyurdular. (İşte basın ahlakı burada başlar) Karşı tarafın açıklamasına yer vermek ve karşılığında da cevap hakkını kullanarak, basın ahlak kurallarından birine saygı duyarak yerine getirmiş bulunuyor.
İHA MUHABİRİ METİN AKYÜREK KİMİN ADINA ÇALIŞIYOR?
Bu kısımda yani açıklamalarında biz hata da yapmış olabiliriz diyen İsa Akçay Ordu basınını da eleştirerek özetle aynen şöyle diyor : “Kaç medya kuruluşu kaç kişi bunu haber yaptı. Diğer Tv kanalımız bunu haber yaptı mı, haber niteliği taşımayan bir olaymıydı acaba? Durum için açıklama yaparlarsa memnun olurum. Bir tek DHA bunu haber yaptı. Ne İHA, ne AA kapatma, mühürleme ve elektrik kesilme olaylarını bunu haber yapmadılar. Peki bu basın açıklaması ekrana düştüğü anda İHA muhabiri Metin Akyürek bunu koşarak haber yaptı. O zaman benim aklıma şöyle geliyor. Metin Akyürek İHA’ya mı çalışıyor, Belediyeye mi çalışıyor? Yanlı bir haberci mi, objektif bir haberci mi? TV’nin mühürlenmesini dikkate almıyorsan, bu uyduruk belki de katkı yaparak yaptığın açıklamayı koşarak haber yapmanın mantığını anlayamıyorum. En azından bunu da haber yapma tarafın belli olmasın. Bu kadar emeğine saygısı olmayan, meslektaşına saygısı olmayan, basın kurumlarının ya da basın mensuplarının bulunduğu bir ortamda nasıl bir şehircilik camiasında ortak hedefe yürünebilir? Diğer TV kurumu da koşarak haber yaptı. Soruyorum o zaman. Madem bu açıklama haber niteliği taşıyor. Yüzde 80’i yalan, dolan iftira olmasına rağmen..Bunu bildiğiniz halde, yalan olduğunu bildiğiniz halde koşarak haber yapmanın size getirisi ne oldu? Hangi amaca hizmet ettiniz” diyen İsa Akçay haklı olanın yanında yer almak lazım diyerek tepkilerini gündeme getiren açıklamalarda bulundu.
İsa Akçay, haklı veya haksız.. TV. Ekranlarındaki canlı yayın konuşmaları ve sitemleri böyleydi. Kendisi haber değerinden bahsediyor. İki günden bu yana medya organlarında Anne oğul aynı okulda sınav yarışında aynı sıraları paylaşması, tüm manşetlerde yer alıyorsa, Karı-koca mezarlıkta yan yana yatıyorsa o da aynı haber değerini taşıması gerekir. İsa Akçay’ın eleştirdiği Metin Akyürek, Ordu basınını zaman zaman İHA’ya da şikayet ediyor, bilgiler sızdırıyor. Bundan da haberiniz olsun.. İHA gibi ülke genelinde medya sektöründe önemli bir kurumun adına da leke düşürülüyor.
Gazeteci bir bedenin uzvu ve çalışan kalbi, düşünen beyni bence en doğrusudur. Kimsenin kölesi, birinin payandası, yalakası, peşinde uşağı değildir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen değil, yılanın başını bulup o başı yetkililerce bertaraf ettiren adımları ortaya atandır. Cesarettir, yürektir, ışıktır, aydınlığın kalemi, garibin, ezilmişliğin, düşmüşün tutunacağı eldir. Herkes değişince onlar da bukalemunca dönmelere mi katılmak zorunda.. Gazeteci eline, beline, cebine kirlilik getirmeyen, kimsenin kucağında hoplamayan insandır. Bildiği halde, suçluyu, bildiği halde o insanın tetikçiliğini yapmak zorunda değildir.
Maalesef bizde çok farklı bir mesleki ahlak güdenler mevcuttur. Kaymağı değerlendirip yağsını çıkarırlar. Ordu’da bir çok basın mensubu böyle kaymak, yağ ve Balın üretimini yapıyorlar. Sonra da zamanı gelince bugün yanında olduklarını da satıp giderler.
İsa beye bir tavsiyem olacak. İstemeyerek girdiği bu mesleğin yapısını Ordu’da hala öğrenememiş. Meslektaşlarını hala tanıyamamış.. Bu mesleğe başlayıp yaparken kimseye güvenmeyeceksin ve inanmayacaksın. Sadece mesleki bilgine, azmine, yüreğine, imanına ve imkanlarına güveneceksin.. Ne kadar dik durursan belki fazla para kazanamazsın ama o kadar güçlü olursun.. İşte o zaman kimse kapına mühür vurmaya cesaret edemez.