Görselin amacını nasıl açıklayacağınızı öğrenin(yeni sekmede açılır).
59 okunma

Başkan Enver Yılmaz, bizi sosyal medyada engelledi..

21 Şubat 2017 23:47
0

BEĞENDİM

Haber Analiz: OSMAN ŞAHİN

 

Bilemeyiz ama şu anda sadece sosyal medyada engellendik. Başımıza acaba daha başka şeyler de gelebilir mi diye düşünüyoruz. Sosyal medya olan Facebook ve Twitter’de yaptığımız haber paylaşımlarımızın engellendiğini gördük. Facebookta yorum yapmayı engelleyerek, sadece beğeni ve kendi yazdıklarını paylaşım bölümü duruyor. Aslında hiç de yorum yapmıyor, sadece haber linkimizi paylaşıyorduk. Twitter’de ise “Enver Yılmaz adlı kişiyi takip etmen ve twitlerini görüntülemen engellendi” yazıyor.

 

 

 

Öyle sanıyoruz ki; bunu başkan kendisi yapmadı. Yanındaki basın işiyle oynayan kişiler yapmış olabilir. Ama başkan talimat verdi, ama vermedi, ama haberi var, veya yok. Şayet haberi yoksa, biz buradan duyuruyoruz. Yanındakiler gizli tutsa bile belki bir yakın dostu söyler ve duyar. Belki yakışıksız bulur, yersiz görür, yapacağını yapar. Aman sakın haa, başkan paylaşımlarımıza izin versin diye yazmıyorum. Bizim buna asla ihtiyacımız yok. Sadece habercilik mesleği gereği olup biteni kamu oyu ile paylaşmak için yazıyoruz. Merak ettiğimiz ise neden ENGELLENDİK?

 

Ordu Büyük Şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz, tüm Ordu’nun Belediye başkanıdır. Oturduğu koltuğuna Ordu halkının verdiği hak ettiği oylarıyla seçilmiştir. Onu sever, veya sevmeyiz, herkesin kendi sorunudur. Ülkenin Cumhurbaşkanı, başbakanı da aynıdır. Çoğunluğun oyları ile seçilmişlerdir. Bunlara kimsenin ne sosyal medyada, ne basın yoluyla, ne de şahsen hakaret etme hakları yoktur. Herkesin saygı duyması gerekir. Beğenmiyorsan, gücün yetiyorsa, gider sandıkta hesabını sorarsın.  Ancak, yapılan hizmetlerin iyi veya kötü yanlarını eleştirmek, haklarını aramak, yaşananları, iyilikleri ve kötülükleri gündeme getirmek bir vatandaşlık görevidir.

 

 

 

“HİÇ ÖDÜN VERMEDİM, HİÇ YALVARMADIM”

 

Ordu Büyük Şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz’ın Şubat ayı meclis oturumlarında söylediği çok önemli ve hatta hakarete dayanan sözleri oldu. Başkan “Gazeteciler yalan yazıyor, ben hiç uğraşmıyorum. Ben mahkemeye veriyorum. Gidip oralarda uğraşsınlar. Sonra da gelip bana yalvarıyorlar, başkanım biz yalan yazmışız, hata etmişiz, özür dileriz” diye Ordu’nun gazetecilerini yalan yazmakla suçladı. Konuşurken de  tek gazeteci olarak bulunduğum meclis salonunda benim olduğum yere  bakarak, “Bak yalan yazan gazetecilerden birisi de karşımda oturuyor burada” diyerek sanki yalan haberi ben yazmışım gibi bakışlarıyla beni hedef gösteriyordu. Fakat, ben çiğ yemedim, karnım ağrımıyor, hiçbir şüphem de yok. Kimseyle de mahkemelik olmuş değilim.

 

Başkanın bu konuşmalarına karşı Ordu’lu gazetecilerin hiç “GIKları dahi çıkmadı. Kim yalan yazdı, kim başkana davanı geri çek diye yalvardı onu bilemem ve beni hiç de ilgilendirmiyor.

 

Köşe yazım hala yayında duruyor. Geçtiğimiz gün ilk meclis oturumunda yaşananları açıkça dile getirdim. Bunları tekrarlamıyorum. Merak eden varsa sağ köşedeki yazımı tıklasınlar okusunlar. Makalemin başlığı  BUNLAR SENİ DE YER, ENVER BAŞKAN” Başlığı. Zaten o yazımdan sonra, yazımı da paylaşım yaptıktan sonra sosyal medyada engellendiğimi gördüm. Olsun benim için hiç önemi yok, yazılanları ben başkan okusun diye yazmıyorum. Kamu oyunun ve yetkililerin dikkatine sunmak için yazıyorum. Amacım kimseyi rahatsız etmek, tenkit etmek, karalamak veya asla rencide etmek değildir.

 

“BENİ HEDEF ALANLAR HEP PİŞMAN OLDULAR”

 

Gazetecilik mesleğinde 37. yılımı tamamlıyorum. Emekli oldum, sürekli basın kartı sahibiyim. Allahıma çok şükür. Bu zamana kadar 2 matbaa, 3 gazete yedim. 3 kez hapis yattım. Hiç kimseye davandan vazgeç diye yalvarmadım. Prensiplerimden ve ilkelerimden hiç ödün vermedim. Bildiğim ve gördüğüm doğruları yazmaktan hiç korkmadım. Arkamda korumam ve kabadayılarım olmadı. Kimseye güvenerek, kimseye sığınmadım. Kimseye yalvarmadım. Tek bir Allahıma güvendim, dinime inandım, iman gücüyle yazdım ve yazmaya da devam ediyorum. Sadece beyin, fikir ve vücudum yıprandı. Zaman ve maddiyat kaybettim. Sağlığıma ve sıhhatime duacıyım..

 

Mesleğim boyunca elbetteki çok dost, çok da düşman kazandım. Yüzüme karşı bana gülenler, beni övenler hep arkamadan konuştular. Tıpkı bugün senin yüzüne gülüp de arkandan konuşanlar gibi.. Senin gibi mevkii ve makam sahibi olanlar, bana ne kadar ters baktıysa, bayramlarda elini vermediyse, gördüğü yerde selam dahi vermediyse, hep arkamdan konuşmalarına rağmen,  başlarına gelen bazı olayları yazsın da bayram edelim diye konuşanlara verdiğim cevabım, “Ben kimseyi, bacak arasından vurmuyorum,  vurursam alnının ortasından vuruyorum” dediğimde bu söz kulağına geçince, “Bu adamı bana yanlış tanıtmışlar” diyerek ne kadar haklı olduğumu anlayınca pişman oldular, son derece samimi ortam kurulmasına vesile oldular. Umarım sizler de başkalarının ağzına bakarak aynı duruma düşmezsiniz.

 

“REKLAM İSTEMEM, İHALEYE GİRMEM”

 

Öyle sanıyorum ki; zamanı geldiğinde Ordu Büyük Şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz bana ödül verecektir. Çünkü, ben kimseye gazeteme abone olacaksın, bana reklam vereceksin, matbaa işi vereceksin, çocuğumu işe alacaksın, bana ihale vereceksin, diye hiçbir zaman yalvarmam ve de istemem. Belki zamanı geldiğinde bir bardak çaya hayır demem. Onu da helal ettiririm.  Ben sadece bedel ödediğim bu meslekte yeniden bahar mevsimi yaşamaya çalışıyorum. Ve mesleğimi de severek yapıyorum.. Kimilerinde, kumar hastalığı vardır, kimilerinde uyuşturucu alışkanlığı vardır, kimileri alkol düşkünüdür, bazıları da dedikodu tutkunudur, yalanla, dolanla, iftirayla onu bunu birbirlerine takarlar. Ben ise sadece mesleğimle ilgili yazma hastasıyım. Bu hastalığım nedeni ile beni kabul etmeyen engelleyen varsa ona da saygı duyarım. İnşallah zamanı geldiğinde “Seni bana yanlış tanıtmışlar” demenizi de istemem. Çünkü ben açıkça, alenen, dobra dobra, içimden ne geçiyorsa onu aynen yazarım. Fitne, fesatçılıkla hiçbir zaman iş yapmam, içimdekileri kamu oyu ile paylaşırım.

 

25 yıl önce ayrıldığım Ordu’ya döneli bir yıl oldu. Kimin nasıl, nerede, ne gibi fırıldak işler çevirdiğini çok iyi biliyorum. Makamınıza gelip de iş isteyenlere ne şekilde iş verildiğini de biliyorum. Daha dün yapılan bir baskı ihalesini hangi gazeteye, ne şekilde verildiğini de biliyorum. Sizin yüzünüze karşı gülen, hatta zaman zaman tehdit ve yalanlar savuran, gözüne şirin görünmek için toplum içersinde yalakalık yapan, “Ben senin etkinliğine gelmem” diyerek bir gün önceden paylaşım yapan, sonra da sen ona “Sen benim etkinliğime gelmezsen, bende seninkine gelmem” diye mesaj attığınız, sonra da ihaleyi verdiğiniz kişinin iftar yemeğine katılmak zorunda kalacağınızı da biliyorum.

 

Senin masanın süsü kristal yazı takımı, (maroken koltuk değil,) temiz ve sağlam iş olmalı. (İktidar masası ehil ellerde yararlı, aksi ellerde zararlı olur.)

 

Ben Şeref kuşunu iyi tutmaya çalışıyorum. Uçarsa geri dönmez. Dönse bile, huyu tüyü değişmiş olarak döner. İadeli şeref, takma diş gibidir. Elinde yaldızlı bir diploma olabilir. Önemli bir hizmet ve  makam sahibi olmak da yetmez. Yalnız şunu unutmamak lazım ki, diploma, kalkan veya kale değil, sadece bir tavsiye mektubudur. 

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    Ziyaretçiler
    Online: 1
    Bugün: 828
    Toplam: 241939

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.