Gazetemiz sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü gazeteci Osman Şahin Adalet bakanı Akın Gürlek’e 5 sayfalık mektup yazarak önemli çağrıda ve taleplerde bulunarak, “Ordu Adliyesinde yargılanmak istemiyorum” dedi..
Gazeteci Osman Şahin mektubunda önce kendisini tanıtarak, Mahkemelerde yaşadığı sıkıntıları verilen yanlış kararları gündeme getirerek, güncel olarak yaşadığı tüm sıkıntılara bakan olarak bir çözüm getirilmesi talebinde bulunarak, günümüzde yaşanan çok önemli yasalarda değişiklikler yapılarak BASIN Mahkemelerinin yeniden kurulmasını talep etti. Şahin, Adalet ve yasalar konusunda yaşanan tüm sıkıntı ve eksiklikleri gündeme getirerek bakan Gürlek’ten düzeltilmesini istedi.
İŞTE 5 SAYFALIK AÇIK MEKTUBUN ÖNEMLİ BÖLÜMLERİNİN BAZI KISIMLARINI ÖZETLE AŞAĞIDA YAYINLIYORUZ..
1-Yapmış olduğum bir çok haberler nedeniyle hakkımda Ordu adliyesine davalar açılmış, haksız yere cezai işlemlere çarptırıldım. Bu konuda daha önceki Sayın Adalet bakanımız Bekir Bozdağ ile Yılmaz Tunç’un şahsına iki kez şikayet dilekçesi yazdım ancak tarafıma hiçbir olumlu veya olumsuz cevap verilmedi.
2- Adliyelerimiz işgal altında diyorum neden?
Artık adliyelerimiz öyle gereksiz davalarla işgal ediliyor ki, bir çok avukat ve hukuk büroları dava almak için sosyal medya takibine başlamış, paylaşım ve yorum yapanlar hemen takibe alınarak, bu kişileri adeta tehdit ederek, hakaret ettiniz, hakkınızda dava açacağız, cezadan kurtulmak için şu kadar para vereceksiniz vs. gibi bir yol tutarak adliyelerimiz de bu davalarla işgal ediliyor, hakim ve savcılarımız da meşgul ediliyor.
3- Diğer bir konu ise gerçekten ülkemizde sosyal medya tamamen insanları dolandırmak, ahlak bozmak ve yapay zeka ile vatandaşları dolandırmak için kullanılıyor. Kadınlarımız, kızlarımız bedenlerini satarak kendilerini pazarlayarak geçimlerini sağlamak için sahte isimlerle fuhuş yapmak suretiyle, aile bireylerinin ahlakını bozarak, ailevi birliktelere de huzursuzluk ve geçimsizlik başlatarak kavgalar, döğüşler, tehdit ve cinayetlere kadar uzanmış durumdadır.
4-Yine sosyal medya aracılığı ile birçok dolandırıcı firmalar, Cumhurbaşkanımızın, hatta eşinin, bakanların, ünlü kişilerin ve hatta sizlerin resmini ve seslerini kullanarak para kazandırmak vaatleri ile günde binlerce vatandaşlarımız dolandırılmaktadır. Kur’an-ı Kerim dahi alet edilerek “ Kur’an-ı Kerim sevenler sağ alttan tıklasın..” diye yapılan sahte reklamlarla vatandaşlar soyuluyor.
5-Bu konuda paylaşılan resimler, yapılan yorumlar, hakaret olsa da olmasa da, hayali bir tartışma, kavga hemen adliyeye intikal ederek, gereksiz davalar açılıyor. Sonra da paylaşım yapanlar, tehdit edilerek, korku verilerek, hakaret etmişsiniz, paylaşım yapmışsınız, şu kadar cezanız var, şu kadar para öderseniz hakkınızda dava açmayacağız vs. gibi tehditlerle vatandaşa korku veriliyor ve bu yollarla korkanlar para ödemek zorunda kalıyor. Bu gibi basit nedenlerden dolayı hakim ve savcılarımız meşgul ediliyor ve böylece adliyelerimiz de işgal edilmiş duruma geliyor.
6-Biz bir gazeteci olarak, kamu görevi yaparak, siyaset yapan ve devlet dairelerinde meydana gelen yolsuzlukları ve haksızlıkları yazarak, resim veya haber paylaşarak gündeme getirdiğimizde “KİŞİSEL VERİLER” bahane edilerek, hakkımızda davalar açılıyor ve cezalı duruma düşüyoruz. Bu nedenle gazetecilik görevimizi layıkı ile yerine getiremiyoruz.
7-Örnek verecek olursam, bir Belediye başkanı yapmış olduğum bir haberden dolayı bana telefon açarak, “Benim hakkımda haber yapan adamın anasını avradını S……m , geliyorum öldüreceğim seni, ya sen yaşayacaksın, ya da ben” diyerek tehdit etmeleri sonucu bu sesleri kaydederek haber yapıyorum sonuçta ise bana özel hayatın gizliliğini ele geçirmekten, yayınlamaktan 3 ayrı ceza veriliyor. Karşı taraf ise sadece küfür etmekten benden daha az ceza alıyor. Yine aynı kişi siyasetçi olduğu için yaptığım bir haber ile alakalı olarak yine bir dava açılarak, Ordu adliyesinde görülen bu Davanın hangi mahkemede görüleceği konusunda 4 kez mahkeme değişti, şu ana kadar da karar verilmiş değildir.
8-C. Savcısının verdiği “Soruşturma yapılmasına yer yoktur” itirazı aynı mahkeme yerine bir başka il üst mahkemesine yapılmalıdır. Çünkü, aynı Adliyede görev yapan hakim ve savcılar yan yana bitişik odaları paylaştıklarından dolayı samimi olmaları berbirlerinin aksine karar veremediğini tahmin ediyorum.
DİJİTAL ALETLERİME 3 KEZ EL KOYULDU..
a)Sayın bakanım son dönemlerde 8 yılda resim ve haber paylaşımı yaptı diye bana iftiralar atıldı ve 3 kez savcılık kararı ile Polis gazetemin idarehanesine ve evime baskın yaparak, bilgisayarıma ve cep telefonlarıma el koydu.
7-Her önüne gelen sahte bir isimle sosyal medyada sayfa açarak, ben gazeteciyim diye haberler yayınlayıp, yalan yanlış bilgilerle insanları karalıyor, iftira atıyor ve hakaretler edebiliyor. Bu nedenle 46 yıldır yaptığım gazetecilik mesleğimden utanç duymaya başladım. Kimlerin gazeteci olup olmadığı artık ayırt edilemez bir duruma kadar gelmiş bulunuyor.
8-Benim hakkımda açılan davalar yıllarca sürerken, ceza aldıklarım hemen bir ay içinde istinaftan geri dönerken, benim yaptığım itirazlar halen 3 yıldan bu yana beklemektedir. Ayrıca C. Savcılıklarına yaptığım şikayetlerim ise 2 yıldır hala bir soruşturma açılıp, açılmadığı konusunda bir karara bağlanamıyor.
9-Ben sabıkalıyım. Hiç işlemediğim bir suçtan dolayı 1991 yılında bana 8 yıl ceza verildi. İki kez de Basın suçundan ceza aldım, burada suçluydum yattım çıktım. Yine, 1996 yılında sahte fatura bastı diye iftiralara uğradım, tutuklandım 32 gün yattım berat ettim. Allahıma çok şükür ki, yüz kızartıcı suçum olmasın. Doğru yaptığım haberlerden dolayı ceza almaktan asla korkmuyorum, doğruları yazmaya da devam edeceğim.
SONUÇ OLARAK , BASIN MAHKEMELERİ YENİDEN KURULMALIDIR..
1-Sayın bakanım gördüğüm ve yaşadığım olaylar karşısında Hakim ve savcılarımız çok tecrübesiz ve bilgisiz. Hatta benim bir şikayetime C. Savcısı karşı tarafın ifadesini almadan, “Kovuşturmaya yer yoktur kararı” verdi.
2-Bu ülkede 1980 öncesinde 3 hakim ve bir savcıdan oluşan basın mahkemeleri vardı. Hakaret teşkil eden haberler bilirkişiye gönderiliyor, ona göre karar veriliyordu.
3-Şimdi tek hakim, tek savcı tarafından yürütülen haberlerin hakaret teşkil edip etmediği konusunda adaletli karar verilemiyor. Biz gazeteciler sosyal medya paylaşımı diye yargılanıyor ve ceza alıyoruz. Bizlerin basın suçundan yargılanmamız gerkimiyor mu?
4-Ben Ordu ve İstanbul’da gazetecilik yaptım. Emekli oldum tekrar bu mesleğime Ordu’da devam etmekteyim. Şu an Ordu’da basın savcısının kim olduğunu dahi tanımıyorum. Çünkü, bizim ifademiz Polis karakolunda veya jandarmada alınıyor, bu kurumlar ifade almasını dahi bilmiyerek bizlere adli suç işlenmiş muamelesi yapılıyor. İstanbul’da ifademiz Adalet sarayında Basın savcısı tarafından alınıyordu. Ordu’da bu uygulama neden farklı?
5-Sanırım bu ülkede BASIN davası diye bir dava kalmadı. (KVKK) çıkarıldı. Yapılan paylaşımlar suç teşkil etmese dahi (Kişisel verileri koruma kanunu) diyerek biz gazeteciler hakkında bu yönde dava açılarak cezalanıyoruz. Oysa, Tahkir ve tezyif iddiasının çıkarım yoluyla dayandırıldığı kelime ve ifadeler, yazının bütünüyle birlikte değerlendirildiğinde, düşünceyi açıklama özgürlüğü sınırlarının ötesinde suç kastıyla hareket ettiğine dair kesin deliller bulunmadığı ve dava konusu yazının sert de olsa eleştiriden ibaret kaldığı sonuç ve kanaati doğrultusunda BASIN hürriyeti doğrultusunda karar verilmesi gerekmez mi? Yani BASIN davalarında haberin doğru olması ve kanıt ve delillerle ispatlanması, kelimelerin hakaret teşkil etmemesi, hakaret teşkil eden söz ve cümleler açık ve net olarak Hakimin kararında açıklanmalıdır. Aksi taktirde şu andaki uygulamalar ülkemizde BASIN suç ve mahkeme dosyası diye bir kavram son bulmuş demektir.
6-Yukarıda izah etmiş olduğum nedenlerden dolayı hakkımda açılmış ve açılacak davalar nedeniyle Ordu adliyesinde yargılanmak istemiyorum. Şahsıma açılan davaların daha yüksek tecrübeli basın kanunundan anlayan hakim ve savcılar tarafından görülmesini talep ediyorum. Gerçek suçlu olduğum konularda da elbetteki gerekli cezam verilsin, asla itiraz etmiyorum ama, suçsuz ve asılsız yere de hapse girmek istemiyorum.
Bu şikayet ve öneri mahiyetindeki dilekçemiz 20.05.2026 tarih ve RR08259420754 Posta numarası ile taahhütlü olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek adına göndrilmiştir.
İnşallah ciddiye alınır ve gereken cevabın verileceğine inanıyor, sonucu sabır ve heyecanla bekliyoruz.
GENEL
Az önceGÜNCEL
14 saat önceGENEL
15 saat önceASAYİŞ
4 gün önceGENEL
5 gün önceGENEL
6 gün önceGENEL
7 gün önce
1
“OKUL KIYAFETLERİNDE AMBLEM KRİZİ: DEV BİR İSTİHDAM KAPISI KAPANMA NOKTASINDA!”
1909 kez okundu
2
ŞANLITÜRK: PERSONELİN İHMALİ FACİAYA DÖNÜŞTÜ..
1460 kez okundu
3
ZAFER PARTİSİ İL BAŞKANI YENER TURAN OLDU..
1408 kez okundu
4
MAHKEME HABERİMİZE HAKARET YOK DİYEREK BERAAT VERDİ..
1176 kez okundu
5
Ahmet (Erdoğan) Kocakoç, Taciz iddiası ile Savcılığa şikayet edildi..
1133 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.