Mevsim dönümlerine bağlı olarak yeni başlangıçları temsil eden, toplumdan topluma değişiklik gösteren Nevruz, İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesinde Türk Dünyasından öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.
Dualarla Nevruz Bayramı..
Orta Asya’dan Balkanlara kadar “Tarım Kuşağı” olarak bilinen coğrafyada ve çeşitli kültürlerde, baharı gelişini, doğanın canlanışını, tazelenişini toplumların dualar ederek karşıladığı Nevruz, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde geleneklere uygun şekilde kutlandı. İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şuayip Karakaş’ın hazırladığı “Nevruz Duası” ile törene başlayan üniversite, dans gösterileri ve konserlerle kutlamalara devam etti.
Gençlerden Bayrama Yakışan Nevruz Kutlaması..
İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesinde gerçekleştirilen Nevruz kutlamalarında şölen havası yaşandı. Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan,ErcisUlupamir Kırgızlarının hazırladıkları halk oyunları gösterileri ve verdikleri konserlerle şenlik alanına dönenen üniversitede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’da özel bir temsil yaptı. KırklareliYöresi Halk Oyunu ve Karadeniz Horon ekibinin gösterisinin sonrasında, üniversite bahçesindeöğrencilere Nevruz yemeği dağıtıldı.
Türk Kültüründe Nevruz..
Nevruz, sosyal ve fizikî coğrafyadaki egemen kültürün yüklediği anlama göre şekillenmiştir. Dolayısıyla her toplum Nevruz’u kendi değerleriyle anlamlandırarak millî kültürlerinin bir sembolü hâline getirmiştir. Her sosyal grubun kutlama şekilleri Nevruz’un içeriğini farklı belirlemektedir. Türkler tarafından M.Ö. VIII. yüzyıldan beri kutlanan Nevruz’un tarihî, destanî, efsanevî, edebî yönlerinin yanı sıra, âdet ve gelenekler yönünden, takvim ve iklim açısından da değerlendirilmesi, kutlamaların dayandığı temeller açısından önemlidir. Yaygın bir kanaat olarak Türklerdeki nevruzun Ergenekon’dan Çıkış ritüeline dayandığı kabul edilir.
İslâmî dönemde Nevruz’un kazandığı içerikle ilgili şunları söylemek mümkündür: Allah, yeryüzünü 21 Mart’ta yaratmıştır. Nevruz, Hz. Âdem’in çamurunun yoğrulduğu, yine Âdem ile Havva’nın Cennetten kovulduktan sonra buluştukları, Nuh’un gemisinin karaya oturduğu, Yusuf Peygamber’in kuyudan kurtarıldığı, Hz. Musa’nın asasıyla Kızıldeniz’i yardığı gündür.
Nevruzu büyük coşku ile kutlayan Alevî ve Bektaşîlerde ise bugünün anlamı daha başkadır: Hz. Ali’nin doğum günü ve halife olduğu gün, Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in doğduğu gün, Kerbelâ olayının olduğu gün gibi.
Nevruz kelimesi Farsça kökenlidir ve Nevruz coğrafyasının pek çok köşesinde bu terim kullanılmaktadır. Türkler, nevruz kelimesine karşılık olarak “yeni gün”ü kullanmışlardır. Nevruz, ortak kültürel bir değer olarak Türk dünyasında ve Anadolu’da ortak inanmalarla, ortak heyecanlarla yüzyıllardır kutlanmaktadır. Orta Asya Türkleri arasındaki Nevruz kutlamaları, Anadolu Türklerinde gördüğümüz kutlamalardan çok daha gösterişlidir.
Nevruz’un İslâmiyet öncesi, İslâmiyet sonrası ve günümüz olmak üzere üç boyutu vardır. Nevruz, doğayla barışık olma ve ondan yararlanma dileğine dayanır. Yaratılış ve türeyişine, yeniden doğuş ve doğanın canlandırma inancına ait inanma ve pratikleri vardır. Nevruz ateşinden atlama, günahlardan arınmadır. Ateş kutsanır, doğanın uyanması ateşle kutlanır. Ateş; evreni canlandıran güneşin dünyadaki uzantısıdır. Nevruz ateşi, ritüelin başlamasında önemlidir. Ateş kültü pek çok uygarlıkta aydınlık, kötülükten arınma, temizleyicilik ve bereket – bolluk sembolüdür. Aynı zamanda yakılan büyük ateş, toprağın ısınıp uyanmasının simgesidir.
Yeni yıl olarak kabul edilen Nevruz’un âdet formu incelendiği zaman, evlerin eski şeylerden arındırılması, boyanıp temizlenmesi, çeşitli yemeklerin hazırlanması, küslerin barışması, suçların affedilmesi, mezarlıkların ziyaret edilip buralarda yiyecek dağıtılıp dualar okunması, nevruzun insanlar arası bağları yoğunlaştırmada ve yakınlaştırmada ne kadar önemli olduğu görülür.
Osmanlılarda Divan şairleri padişahlara “Nevrûziyye” kasideleri sunarlardı. Yine Osmanlılarda Nevruz bayramında türlü baharat ve kokulu otların karışımıyla hazırlanan ve “Nevrûziyye” denilen mesir macunu yemek âdeti vardı.
Mevsim dönümlerine bağlı olarak yeni başlangıçları temsil eden, toplumdan topluma değişiklik gösteren Nevruz, İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesinde Türk Dünyasından öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.
Dualarla Nevruz Bayramı..
Orta Asya’dan Balkanlara kadar “Tarım Kuşağı” olarak bilinen coğrafyada ve çeşitli kültürlerde, baharı gelişini, doğanın canlanışını, tazelenişini toplumların dualar ederek karşıladığı Nevruz, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde geleneklere uygun şekilde kutlandı. İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şuayip Karakaş’ın hazırladığı “Nevruz Duası” ile törene başlayan üniversite, dans gösterileri ve konserlerle kutlamalara devam etti.
Gençlerden Bayrama Yakışan Nevruz Kutlaması
İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesinde gerçekleştirilen Nevruz kutlamalarında şölen havası yaşandı. Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan,ErcisUlupamir Kırgızlarının hazırladıkları halk oyunları gösterileri ve verdikleri konserlerle şenlik alanına dönenen üniversitede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’da özel bir temsil yaptı. KırklareliYöresi Halk Oyunu ve Karadeniz Horon ekibinin gösterisinin sonrasında, üniversite bahçesindeöğrencilere Nevruz yemeği dağıtıldı.
Türk Kültüründe Nevruz..
Nevruz, sosyal ve fizikî coğrafyadaki egemen kültürün yüklediği anlama göre şekillenmiştir. Dolayısıyla her toplum Nevruz’u kendi değerleriyle anlamlandırarak millî kültürlerinin bir sembolü hâline getirmiştir. Her sosyal grubun kutlama şekilleri Nevruz’un içeriğini farklı belirlemektedir. Türkler tarafından M.Ö. VIII. yüzyıldan beri kutlanan Nevruz’un tarihî, destanî, efsanevî, edebî yönlerinin yanı sıra, âdet ve gelenekler yönünden, takvim ve iklim açısından da değerlendirilmesi, kutlamaların dayandığı temeller açısından önemlidir. Yaygın bir kanaat olarak Türklerdeki nevruzun Ergenekon’dan Çıkış ritüeline dayandığı kabul edilir.
İslâmî dönemde Nevruz’un kazandığı içerikle ilgili şunları söylemek mümkündür: Allah, yeryüzünü 21 Mart’ta yaratmıştır. Nevruz, Hz. Âdem’in çamurunun yoğrulduğu, yine Âdem ile Havva’nın Cennetten kovulduktan sonra buluştukları, Nuh’un gemisinin karaya oturduğu, Yusuf Peygamber’in kuyudan kurtarıldığı, Hz. Musa’nın asasıyla Kızıldeniz’i yardığı gündür.
Nevruzu büyük coşku ile kutlayan Alevî ve Bektaşîlerde ise bugünün anlamı daha başkadır: Hz. Ali’nin doğum günü ve halife olduğu gün, Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in doğduğu gün, Kerbelâ olayının olduğu gün gibi.
Nevruz kelimesi Farsça kökenlidir ve Nevruz coğrafyasının pek çok köşesinde bu terim kullanılmaktadır. Türkler, nevruz kelimesine karşılık olarak “yeni gün”ü kullanmışlardır. Nevruz, ortak kültürel bir değer olarak Türk dünyasında ve Anadolu’da ortak inanmalarla, ortak heyecanlarla yüzyıllardır kutlanmaktadır. Orta Asya Türkleri arasındaki Nevruz kutlamaları, Anadolu Türklerinde gördüğümüz kutlamalardan çok daha gösterişlidir.
Nevruz’un İslâmiyet öncesi, İslâmiyet sonrası ve günümüz olmak üzere üç boyutu vardır. Nevruz, doğayla barışık olma ve ondan yararlanma dileğine dayanır. Yaratılış ve türeyişine, yeniden doğuş ve doğanın canlandırma inancına ait inanma ve pratikleri vardır. Nevruz ateşinden atlama, günahlardan arınmadır. Ateş kutsanır, doğanın uyanması ateşle kutlanır. Ateş; evreni canlandıran güneşin dünyadaki uzantısıdır. Nevruz ateşi, ritüelin başlamasında önemlidir. Ateş kültü pek çok uygarlıkta aydınlık, kötülükten arınma, temizleyicilik ve bereket – bolluk sembolüdür. Aynı zamanda yakılan büyük ateş, toprağın ısınıp uyanmasının simgesidir.
Yeni yıl olarak kabul edilen Nevruz’un âdet formu incelendiği zaman, evlerin eski şeylerden arındırılması, boyanıp temizlenmesi, çeşitli yemeklerin hazırlanması, küslerin barışması, suçların affedilmesi, mezarlıkların ziyaret edilip buralarda yiyecek dağıtılıp dualar okunması, nevruzun insanlar arası bağları yoğunlaştırmada ve yakınlaştırmada ne kadar önemli olduğu görülür.
Osmanlılarda Divan şairleri padişahlara “Nevrûziyye” kasideleri sunarlardı. Yine Osmanlılarda Nevruz bayramında türlü baharat ve kokulu otların karışımıyla hazırlanan ve “Nevrûziyye” denilen mesir macunu yemek âdeti vardı.
GENEL
16 saat önceASAYİŞ
2 gün önceASAYİŞ
4 gün önceASAYİŞ
4 gün önceGÜNCEL
5 gün önceEKONOMİ
6 gün önceEKONOMİ
6 gün önce
1
ORDU’LU ÇOCUKLAR BU RAMAZANI UNUTMAYACAK ..
678 kez okundu
2
KARAYİĞİT AİLESİNİN MUHTEŞEM SÜNNET DÜĞÜNÜ..
504 kez okundu
3
TUĞÇE NAZ SARANER ile OSMAN KARADENİZ EVLENDİ..
461 kez okundu
4
KADIN ŞÖLENİNDE BAYANLAR KERMES AÇTI ERKEKLER KONSER VERDİ
404 kez okundu
5
ÖĞRENCİLER BU KURSLARI KAÇIRMAYIN..
380 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.