(Yazı ana sayfadan devam..)
DEVLET BAHÇELİ TOPA VURUYOR, KAÇIYOR..
Hakim vicdani kanaatine göre, sana ceza vermek istiyorsa istediği gibi verir..
Bunu neye dayanarak söylüyorum biliyor musunuz?
46 Yıllık gazetecilik mesleğim tecrübelerime dayanarak hayatımın bir çok bölümleri ceza evlerinde, nezaretlerde ve Mahkeme kapılarında geçtiği için söylüyorum. Mahkeme salonlarında Hakim-savcı ile yaşadığım diyaloglara dayanarak söylüyorum.
Çünkü;
Önce yasaları iyi bilmek, adliye teşkilatını iyi tanımak, mahkemelerin seyrini çok bilmek gerekir.
“Kanun Anayasa ne derse odur. 1982 Anayasası’nın 138. maddesi uyarınca Hakim ve savcılar görevlerinde bağımsızdırlar ; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak, vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında emir, talimat, genelge veya telkinde bulunamaz.” der.
Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Aynı kanun maddesi ise hakimler ve savcılar kanununun (HSK) 4. Maddesinde yer almaktadır.
Bu kanun maddesi ile ne demek istendiği açık ve net olarak belli değimlidir?
Vicdani kanaate göre karar vermek..
Öncelikle şunu ifade ediyorum.
Ben ne Ekrem İmamoğlu taraftarıyım, ne karşıtıyım, ne CHP’nin yanında, ne de karşısındayım. İktidar partisi AKP.’nin de, hiçbirinin ne dostu, ne de düşmanıyım.
Tarafsız bir gazeteci olarak burada görüşlerimi gündeme getiriyorum.
İster beğenin, ister beğenmeyin..
Ekrem İmamoğlu suçludur veya suçsuzdur da diyemem.
Çünkü; o mahkemenin verdiği karar sonunda ortaya çıkacaktır.
Şu canlı yayın olayına Allah aşkına Ekrem İmamoğlu hakkındaki suçlamalara bu kadar etki veya tepki göstermenin hiçbir anlamı olmadığı gibi, dışarıdan yapılan müdahaleler de Mahkemenin taktir yetkisini aleyhte kullanmasına neden olabilir.
Hiç düşündünüz mü, bu ülke kaç yıldır iyi yönetilmiyor.
Hiç hesap ettiniz mi Ekrem İmamoğlu, davasından önce bu ülkede neler yaşandı.
15 Temmuz darbe girişimi, muhtıralar, 17-25 Aralık olayları vs. gibi, Türkiye’de bu zaman kadar olan 9 muhtıra ve darbe girişiminin Erdoğan döneminde olduğunu hiç düşündünüz mü?
İşte bugün neden buralara kadar geldik?
Günümüzde emekli bayram ikramiyesi, maaş zamları, işçi asgari ücretler konusu, vatandaşın bir kısmı geçinmek için inim inim inlerken, bir kısmı da zevk ve sefa alem içinde yaşarken, gündem neden Ekrem İmamoğlu davası oluyor?
Bir canlı yayın, bir Hakim-Savcı suçlamaları, karalamalar almış başını gidiyor..
Üstelik bu sorunlar yetmiyormuş gibi şimdi de başımıza bir ABD-İsrail ve İran savaşı bela olarak, biz de Türkiye olarak mecburen huzursuz olmaya başladık.
Bu ülkenin sorunu İmamoğlu sorunu değildir. Ama tek gündem bunu yapıyoruz.
Bakın yine söylüyorum. İmamoğlu için sokağa çıkan, yürüyüş yapan, tepki gösteren ve Mahkeme salonundan canlı yayın isteyen zihniyet hepiniz yanlış yapıyorsunuz.
Bunun zararını başta İmamoğlu, sonra bizler ve daha sonra bu ülke görecektir.
Sizlerin bu taşkınlıkları, bağırmanız çağırmanız mahkeme aşamasında olan İmamoğlu’nu yargılayan heyetin aksi taraftan karar vermesini sağlar..
İşte o mahkemeyi gün gün izliyor ve takip ediyor, olan bitenleri de görüyoruz..
Neden mi?
İşte yaşamayan, görmeyen, bilmeyen anlamaz, bunlara da anlatamazsın.
Ne dedik yukarıda kanun maddesinde açıkladık, hakimin taktir yetkisini kullanacak gerekirse TCK.’nın 62. maddesini göz önüne alırsa indirim ve iyi hal uygulamasını kullanmayacaktır.
Diyelim ki, İmamoğlu’nun hiç suçu yok. En son ceza mahkemeye saygısızlık, hakime ve savcıya karşı gelmekten en az 6 aydan başlar.
İşte o tepki gösterenler, yürüyenler, canlı yayın isteyenler, siz hala bunun farkında değilsiniz.
Şu ana kadar gazetecilik mesleğim nedeni ile hakkımda 150 civarında şikayet olduğunu hesap ediyorum, hala da sürekli sogulama ve şikayetler devam ediyor. Bunlardan 60 kadarı civarında da dava açılmış, her davanın 3 duruşması olsa 180 kez hakim huzuruna çıkmış sayılırım. Bir çok ihbarlar ve iftiralar sonucu göz altına da alındım, tutuklandım ama, beraat ettim, maddi ve manevi kaybetsem de şahsım ve şerefim adına kazanan ben oldum.
Bunların detaylarını, içeriğini yazsam bir kitaba dahi sığmaz.
Her duruşmada mahkeme sırasında hakim ve savcının karşısında esas duruşta durdum hareketlerime, konuşmalarıma hep dikkat ettim. Konuştum, itiraz ettim, hakkımı aradım ama hep bir saygınlık ve yasal çerçeve içersinde yaptım.
Ceza aldığımda bile hep güldüm.
Çünkü, hiç hak etmedim..
Fakat, hakkımı savunmaktan, suçsuzluğum için direnmekten asla vazgeçmedim, haklarımı hep yasal yollardan kullandım ve aradım. Öyle inanıyorum ki, suçsuz olduğum bir çok davalarda cezalandırıldım.
Sokağa çıkmadım, canlı yayın istemedim. Reddi hakim yaptım, duruşmaları terk ettim, beyanlarımı sözlü olarak zapta geçilmeyince yazılı olarak verdim.
Mahkemelerde yaşadığım bu haksızlık karşısında tek başıma da susmadım.
Ama, acı bir gerçek ki, savcının hakimin kararı hiç değişmedi. Suçsuz da olsam o kararlar hiç acımadan verildi.
Çünkü, hani vicdani kanaat var ya..
Sen istediğin kadar çabala dur, yeni delil ve belgeler ortaya çıkmazsa hakim kararından asla dönmüyor.
Şu da çok önemli ki, bu Dünyada imam eşliğinde omuzlarda gidenler, hiç geri dönmemiştir.
Fakat, Polisle, Jandarmayla gidenler mutlaka zamanı gelince geri dönmüşlerdir.
Yıl ; 1988 “ADALET İSTİYORUM” diye pankart yazdırarak Adalet bakanlığı önünde açlık grevi yapmaya başladım. Demokratik haklarımı aradım. Ancak, hemen polisler geldi, beni orada 10 dakika dahi bırakmadılar. Zamanın Adalet bakanı Oltan Sungurlu ile makamında görüştüm. Bütün yaşadıklarımı anlattım.
Bakanımız sağolsun beni dinledi, ama şok olmuştum.
Değişen hiçbir şey olmadı ama, öğrendiğim ve ders almam gereken çok şeyler oldu.
Bakanın cevabı; “Valla kardeşim, biz kanunu yasayı çıkarırız, Savcıya hakime teslim ederiz, gerisi bizi ilgilendirmez” diyerek beni masanın başında tek olarak bırakıp kalkıp gitti.
Çok düşündüm ve anladım.
Hakim ve Savcının yetkilerini bir kez daha hayal ettim.
Sonuçta bana izinsiz pankart asmak, eylem yapmak suçlarından terör olayları ile eşit tutarak Ankara’da yargılandım, 6 ay hapis cezası aldım. İtirazım sonucu Yargıtay ceza kararını bozarak beraat kararı verdi..
Şimdi, sonuç olarak CHP.’nin veya bazı gurupların, siyasilerin İmamoğlu olayını bu kadar uzatmaları protesto etmeleri yürüyüş yapmaları mahkemenin kararını asla değiştirmeyecektir.
Sadece ülke gündemini meşgul etmekten başka bir şey değildir.
Bir insana kasti olarak suçsuz olarak ceza verilmesini de hiçbir hakimin buna gönülden rıza geleceğine inanmıyorum. Çünkü bu vicdani kanaatin yanında bir de ilahi adalet vardır. Yok emir varmış, yok siyasi baskı varmış, dense de ben gerçekleri duymadan bunlara inanmak istemiyorum.
Sakin olacaksın sakin diyorum.
Yasal yollardan çıkmayacaksın, eğer sana haksızlık edenler olursa bir gün bedelini mutlaka ödeyeceklerdir.
Ve.. Nitekim de bu olayları da yaşadım, gördüm, Bana suçsuz yere ceza veren hakimlerin, önüne yalan beyanları götüren emniyet mensupları hep çoluğundan çocuğundan, ailesinden, anasından-babasından çektiler, kendileri de sürünerek inim inim inleyerek can verdiler.
Yaşadıkları süre içinde de vicdan azabı duyduklarını çok iyi biliyorum.
Dedim o zaman eyyyy…..ilahi adalet, Allahım işte bana zulüm ederek, suçsuz yere ceza verenlerin, çektiklerini ve ölürken nasıl can verdiklerini bana gösterdiğin için sana şükürler olsun diye dua ettim.
Yani kimsenin ahı kimsede kalmadığı gibi, gerçek suçlu olanlar cezalarını almalı, suçsuz yere de kimsenin ahı alınmamalıdır.
Hiçbir Mahkeme heyetinin bilerek böyle bir vicdani sorumluluk altınsa gireceğini sanmıyorum.
Tek somut delil, tanık ve belgelere göre hakim kararını verecektir.
Tabi mahkemeler halka açıktır ama, şayet Mahkeme salonundan canlı yayın isteme hakkı bu zamana kadar kimseye verildiğini duymadım ve görmedim.
Sadece filmlerde izledim. Tiyatroda gördüm.
Benim bildiğim canlı yayın, basın açıklamalarında, konserlerde ve stadyumlarda yapılan maçlarda olur.
Çok uzattım biliyorum..
Ama konu çok önemli kısa bir örnek daha verip bitireceğim.
Bundan 32 yıl önce bir yerde çıkan tartışma sonucu kavga ettim. 6 kişilik bir gurup benim üzerime yürüdü, ben canımı zor kurtararak bir Benzin istasyonuna sığınarak polis çağırdım. Önce karakol, sonra adliyelik oldum.
Mesleğim gereği Savcı beyle iyi tanışıyorduk. Savcı beni çağırdı. “Osman seni tutuklamam lazım” dedi.
Niçin Savcı beyim dedim, “Sen Atatürk’e dine imana küfür etmişsin Türk parasını yırtmışsın bu suçtur” dedi.. Tutuklamam lazım seni dedi..
Allah aşkına sayın savcım yalan öyle bir olay yok, küfür de yok, para yırtmak da yok, yalan konuşuyorlar dedim. 6 kişi de aynı yönde ifade vermişler. Hakim savcı inanmak zoruda..
Savcı; “Osman bana 2 tane yalancı şahit getir, seni idam edeyim” dedi, ben de bir an şaşkına uğrayarak bir an ne yapacağımı şaşırdım. Dedim eyvah yine cezaevi yolu göründü..
Peki sayın savcım siz bilirsiniz, dedim, ben ve 6 kişi savcının huzuruna geçtik, katip başladı yazmaya..
Yaz dedi, Savcı, “Osman Şahin’in Atatürk’e, dine küfür edip, Türk parasını yırtmaktan, diğer altı kişinin de çete halinde bir kişinin yolunu kesip adam dövmekten, hürriyeti tehdit etmekten tutuklanmalarına” der demez savcının odası bir anda karıştı.
Bu altı kişi hep birlikte aman sayın savcım, “Biz ne yaptık, suçumuz ne ki, lütfen yapmayın” deyince Savcı, karar bu sizde Osman da burada suç işlemiş” dedi. İtiraz edersiniz değimli, o zaman şikayetten vazgeçersiniz, ya da tutuklarım dedi.
Çünkü, Savcı bu çete gurubunu da iyi tanıyordu.
“Aman aman tamam sayın savcım biz şikayetçi değiliz” dediler hep birlikte. Savcı Daktilo başındaki katibe, yaz, “Her ne kadar aralarında çıkan kavga sonucu şikayetçi olsalarda, bu şikayetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle soruşturma yapmaya gerek olmadığı tutanak altına alınarak serbest bırakılmaları imza altına alınarak karar verildi” diye herkes yoluna gitti.
Sanırım başka bir açıklama yapmaya gerek var mı?
Siz bakmayın Mahkemede canlı yayın isteyenlere..
Devlet Bahçeli’nin topa vurup yan çizmesine..
İşte İmamoğlu mahkemesinin kesin kararı, delil, belge, tanık ve sonuçta da “VİCDANİ KANAAT” olacaktır.
Hakim giydiği cübbesinin içinde adaletli karar vermek zorundadır. O cübbenin günahı-sevabı vebalinin hesabı çok büyüktür. Yanlış karar da verebilir ama vebali de bir üst mahkemeye kalabilir.
Bütün patırtıların, kütürtülerin hepsi boştur..
Sakin, sabırlı ve iyi niyetli olarak bekleyelim ve görelim..
ASAYİŞ
11 saat önceASAYİŞ
13 saat önceGÜNCEL
1 gün önceEKONOMİ
3 gün önceEKONOMİ
3 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
4 gün önce
1
“OKUL KIYAFETLERİNDE AMBLEM KRİZİ: DEV BİR İSTİHDAM KAPISI KAPANMA NOKTASINDA!”
1836 kez okundu
2
ZAFER PARTİSİ İL BAŞKANI YENER TURAN OLDU..
1328 kez okundu
3
ŞANLITÜRK: PERSONELİN İHMALİ FACİAYA DÖNÜŞTÜ..
1285 kez okundu
4
MAHKEME HABERİMİZE HAKARET YOK DİYEREK BERAAT VERDİ..
1114 kez okundu
5
Ahmet (Erdoğan) Kocakoç, Taciz iddiası ile Savcılığa şikayet edildi..
953 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.