Görselin amacını nasıl açıklayacağınızı öğrenin(yeni sekmede açılır).
178 okunma

REKLAM, AVANTA VERMESE BÜYÜK MARKETLER AYAKTA KALAMAZ..

7 Mart 2026 20:33
0

BEĞENDİM

Her şey son günlerde Bolu Belediye başkanı Tanju Özcan olayından sonra daha iyi anlaşılmaya başlandı. Üç harfli market diye adlandırılan büyük marketlerin nasıl ayakta kaldığı açık ve net olarak ortaya çıkmış oldu..

Üç harfli marketler ekonominin gizli cüzdanı diyorum.. Son günlerde yaşanan olaylar nedeniyle mahallinde faaliyet  gösteren marketler ve banka şubeleri yerel halını desteklemesi gerekir.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasıyla sonuçlanan market operasyonunda ŞOK, A101, BİM, CarrefourSA, Migros gibi marketlerin Belediyeler kontrolünde Belediyeler denetimine takıldığı ve Zabıta korkusu verildiği de gündeme gelmiş bulunuyor.

Burada bizim gündeme getireceğimiz Tanju Özcan değil, asıl gündeme gelmesi gereken çok önemli konular var. Çünkü, bu marketler ilk kurulduğunda şehir merkezinde değil, Mahalle bakkalları yok olmasın diye şehir dışına yapılacaktı. Market alanının ise 200 metre kareden büyük olmama şartları vardı.

Kimse tınlamadı, takmadı, nihayet mahalle bakkalı devri de bitti.

Hatta bu marketlerin çalışma saatleri, ürün çeşitliliği (beyaz eşya, mobilya vb. sınırlaması) ve açılış kriterlerine mesafe/nüfus şartı getiren perakende düzenlemeleri de var.  Ama bu şartlara da uyulmadı.

Hem gıda maddesi satacaksın, kağıt-kalem, kırtasiye malzemesi satacaksın, hem de, mobilya ve elektronik eşya.. Bu zaten ticaret kanununa aykırı bir faaliyet. 1500 metrekareden küçük zincir marketlerde züccaciye, kozmetik, kırtasiye, beyaz eşya ve mobilya gibi ürünlerin satışı kısıtlanacaktı. Onu da yapamadılar.

Nüfusu 2 bin ile 5 bin arasında olan yerlerde en fazla 2 zincir market olması, 5 bin kişiden sonraki her 5 bin kişi için en fazla bir market açılması planlanıyordu. Şimdi her köşe başına bir market açılıyor.

Ticari şartlar vardı, hafta sonları çalışma sınırlamaları olacaktı., Rekabet kurumu tarafından da milyonlarca lira cezalara çarptırılsalar da kimse yine görmezden gelmeye devam ediyor.

Hatta bu marketlerin ürün fiyatlarına sıfırlı fiyatlar uygulaması yerine 9.99 vs. gibi fiyatların uygulanması üreticiyi bir kuruş ile aldatmanın ve kandırmanın en kolay yolu ile biliniyor. Çünkü  vatandaşlar aldıkları ürünün 9.9 üzerinden kaç gramı kaç lira  yaptığını hesaplayamıyor.

MARKETLER NEDEN BU YASALARA UYMUYOR?

İşte son günlerde Bolu Belediyesi olayı ile tartışmalara açılacak bazı meseleler gündeme geldi. Bu marketler başta Belediyeler, sonra ticari kurumlar tarafından denetlense de ister istemez göz yumuluyor. Çünkü, denetimlerde marketlerin durumuyla ilgili detaylı notlar tutuluyor, tespitler yapılıyor. Hatta bu marketlerde en çok rastlanan kullanım süresi dolan veya kalitesiz gıda maddeleri. Yüzde yüz yasalara uyan bir market bulamazsın.

REKLAM ve BAĞIŞLARLA KURTULUYORLAR.

Her ne kadar bu marketler hakkında şikayetler olsa da, bu marketlerin sahipleri genellikle merkezi İstanbul ve Ankara’da bulunan holdingler, iş insanları ve siyasetçilerle sıkı-fıkı bağı olan iş birliği yapan kişilerdir. İl ve ilçelerde sadece sorumlu şefler bulunur ama, yönetim, ödeme ve idari konulara karışamazlar. Buradkiler sadece satıştan sorumludur, paranızı almakla yükümlüdür. Bütün yönetim yüksek idareciler tarafından yapılır.

Bu marketler genellikle başta Belediyeler ve bazı kurumlara bağış yapmak zorunda kalıyorlar. Neden, Çünkü bu bağışlar yapılmazsa mahallinde para kazanma satış yapma şansları yoktur. Her an cezayla veya kapatmayla karşı karşıyadır. Tabiki. Belediyeler veya sorumlu kişiler buradan aldıkları bağışı yoksul ve gariban vatandaşlara, ihtiyaç sahiplerine  dağıtmaları, yardım etmeleri, yerinde kullanmaları insaniyet adına çok önemlidir.

ULUSAL BASINDA HER GÜN REKLAMLARI VAR!..

Her gün her ayrı marketin, hemen hemen bütün ulusal kanallarda reklamlarını görmek mümkündür. Neden, çünkü, söz konusu bu marketler, ticaret kanununa ve  ticaret ahlakına uymadıkları için verilen bu reklamlar “sus payı” niteliğindedir. Karşılığında  ise yılda milyonlarca lira harcanmaktadır.

Şayet ulusal basına reklam verilmez karşı gelinirse, onların bağı kökünden koparılır ve iş yapma şansları yoktur. Çünkü, bütün yasa dışı işlemler gündeme getirilirse, marketler zorda kalacaklardır. Mesela, hem gıda maddesi satacaksın, hem elektronik ve beyaz eşya, hemde kırtasi ürünleri  satacaksın. Fiyatları da 9,9 vs. gibi küsürlü tutacaksın.

ULUSAL BASINA VAR, YEREL BASINA NEDEN YOK..?

İşte şimdi en önemli bir soru burada akla gelmektedir. Bizler yerel bir gazete olarak üç harfli bir marketten destek için reklam istesek, oradaki görevli, “O işe biz bakmıyoruz, merkezden ayarlanıyor, bizim yetkimiz yok” cevabını alırsınız.

Peki o zaman bulunduğun muhitte satışı yerel halka yapıyorsun, o yöredeki halkın sırtından geçiniyorsun. O zaman git satışını da genel merkez çevresinde yap. Çünkü yerel basını kimse ciddiye almıyor, onlar da yazmaya korktukları için kimsenin umurunda dahi olmaz.

BANKALAR DA AYNI UYGULAMA.

Yıllardır her zaman yazıp, çizip söyler gündeme getiririm. Bankalar da reklamlarını ulusal TV. ve gazetelere veriyor. İllerde, ilçelerde şubesi olan bankalar yerel halkın parasını alarak işletiyor, o zaman neden mahallinde görev yapan yayınlanan yerel gazetelere reklam vermezler.?  Çünkü, ulual basının hem siyasi, hem de ekonomik gücü olunca, yerel basını kimse ciddiye almıyor.

Bu sorunlar gerçekten masaya yatırılıp, çözülmesi gereken sorunlardır. İşte bütün gerçekler burada ortaya çıkmıyor mu?

 

 

 

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    Ziyaretçiler
    Online: 6
    Bugün: 263
    Toplam: 147577

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.